Tek el bitmez sadece azalır

Tabiatta her şeyin zıttıyla kaim olduğu söylenir. Söz konusu tenis olduğunda da durum böyledir. Dahası, bu zıtlıklar arasında mutlak bir üstünlük de kurulamaz çoğu zaman. Örneğin uzun boyun kısa boydan daha avantajlı olduğunu söyleyemezsiniz teniste. Nitekim aynısı tersi için de geçerlidir. Çünkü iki durumun da kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Teniste de başarının yolu, kendi avantajlarınızı mümkün olduğunca ön plana çıkararak rakiplerinize kabul ettirebilmekten geçer.

Girizgahı bu şekilde yapmamın sebebi, tenisseverler nezdindeki yanlış bir algı. Bugün tenisi yakından takip edenlerin pek çoğu, tek el backhand’i bir zaafiyet göstergesi olarak yorumluyor. Bu vuruşun oyunculara hiçbir avantaj sağlamadığı ve backhand’in makbulünün çift el olduğuna dair yaygın bir kanı var. Bu görüşün temel dayanağı ise hiç kuşkusuz tek el kullananların neslinin giderek tükeniyor olması. Ne var ki tek elcilerin azınlıkta kalması, bu vuruşun efektif olmamasından kaynaklanmıyor.

Evvela tenise başlama çağındaki bir çocuğun anatomik özellikleri itibarı ile çift el kullanmaya daha yatkın olduğunu söylemek lazım. Buna karşın tek el backhand’i istenilen güç ve tesirde vurabilmek içinse uzun bir zamana ihtiyaç vardır. Tek el backhand’i olgunlaştırmak için geçen bu sürede bir oyuncunun arzuladığı sonuçları alamaması da son derece olasıdır ki bu noktada tenisçi adaylarının büyük bir kısmı, kısa vadede başarıyı tercih ettiklerinden çift ele yönelirler. Söz gelimi, mağlubiyetlerin yaratabileceği zihinsel zorlukları göze alamazlar.

Öte yandan tenisin yıllar içinde değişen kimyası da tek el kullananların sayısının azalmasında önemli bir etken oldu. Servis-volenin geçer akçe olduğu yıllarda oyunculara slice ve volede büyük kolaylık sağlayan tek el backhand revaçtaydı. Nitekim efsanevi raket Pete Sampras’ın backhand’inin antrenör telkiniyle çift elden tek ele dönüştürüldüğünü de biliyoruz. Ancak dip çizgi rallilerinin ağırlık kazandığı günümüzde tek el backhand’in bu cazibesi de ortadan kalkmış durumda.

Tüm bunlara rağmen tenis dünyada oynanmaya devam ettiği müddetçe tek el backhand de hep var olacaktır. Uygulamadaki zorluk ve oyunun şu anki dinamikleri bu vuruşun önünde ciddi bir engel teşkil etse de tek el backhand’in oyuncuların vuruş portföyünü ne kadar genişlettiği de ortadadır. Tek tip, fabrikasyon tenisçilerin adeta kol gezdiği günümüz tenisinde tek el backhand, sağladığı avantajlarla fark yaratmaya devam edecektir.

Yunus Dilber / Tenis Aktüel

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir